Aşkı tam 12’den vurmak!

14 Şubatta içi cız edip, dışı umursamayanlardan mısınız? Bugüne kadar karşınıza istediğiniz gibi biri çıkmamış olabilir. İstediğiniz gibi, hayal ettiğiniz gibi bir ilişki yaşamamış olabilirsiniz. İstenilen ilişki çok genel ve her yaşa ait bir konudur. İlk defa birisinden hoşlanan insan da, 3 kere evlenip boşanmış insan da doğru ilişkiyi arayabilir… Ama herkes onu bulamaz.

İnsan neden doğru ilişkiyi bulamaz?

 Üç önemli etken var: Şans, Çevre ve Kişisel dinamikler.

Bunlardan şans ve çevre birbirinin yerini alabilir. Ancak olmazsa olmaz tek bir konu var ki o da kişisel dinamikleriniz.

Şans: İnsanın kendi iradesi dışında karşısına çıkan durumlardır. Karşılaşma ya da tanışma olasılığınızın çok düşük olduğu biriyle belli durum ve olaylar zinciri içinde bir araya gelmeniz, denk düşmeniz bir şans olayıdır. Örneğin istemeyerek gittiğiniz bir iş yemeğinde ideal eşinizle tanışmanız bir şans olabilir. Dünyanın bir ucunda bir eğitimdeyken aynı şehirden biriyle karşılaşıp tanışmanız ve yakınlaşmanız da bir şanstır. Şans olarak düşündüklerimiz daha çok film senaryolarında ancak görülebilecek kadar güzel olan tatlı tesadüflerdir. Böyle pek çok hikaye vardır etrafınızda. Çiftlerin nasıl tanıştıklarını sorduğunuzda birçok şans hikayesi duyabilirsiniz. Şans için çevreye ihtiyaç yoktur. Çevrenizde kim olursa olsun, isterseniz ülkenin en ücra köşesinde yaşayın şans ile herkes size yakın olabilir. Ancak doğru ilişki için şans tek başına yeterli değildir.

Çevre: İnsanın iradesiyle içinde bulunduğu ortamdır. İş ortamı, okul ortamı, aile ortamı, arkadaş ortamı… Yaşınız ilerledikçe ailenizin çevresinden çıkıp onları da içine katan kendi çevrelerinizi yaratırsınız. Bu sık görüştüğünüz, sürekli bulunduğunuz ortamlar ve kişiler size doğru kişiyi bulmanız için uygun zeminler yaratır. En klasik örnek hala geçerliliğini koruyan görücü usulü tanıştırmaların yapılmasıdır. Bunu sadece aileden ya da büyüklerden olarak düşünmeyin, arkadaşlarınızın size birisini tanıştırması da aynı mantıkla ilerler. Size uygun olan kişi düşünülmüştür. Yani sizden önce bir ön elemeden geçmiştir.  İş ortamında sürekli karşılaştığınız, beraber çalıştığınız kişiden bir süre sonra etkilenmeniz yine bir çevre kaynaklı ilişkidir. Etrafınızdaki ilişkilerin çoğu bu şekilde başlar. Aynı ortamı , aynı çevreyi paylaşan kişiler sıklıkla bir araya gelir. Çevre için şansa ihtiyaç yoktur. Sizin zaten elinizin altındadır. Ekstra bir durum yaşamaya, bir mucize beklemeye ihtiyaç duymadan ilişki doğabilir. Ancak çevre de doğru ilişki için tek başına yeterli değildir.

Kişisel Dinamikler: İnsan ister mucize eseri tanışsın, ister planlı bir organizasyonun eseri olarak bir ilişkiye başlasın, doğru ilişkiyi bulmada kişisel dinamikleri ekleyemezse bu ilişki yürümez.

Nedir kişisel dinamikler?

İnsanın kendisini doğru tanıması: Ben kimim? Geçmişimden bu güne neler getirdim? Ne istiyorum? Ne bekliyorum? Çevreme ne verebilirim?

Kendisiyle barışık olması: Eksik yönlerimi, yanlışlarımı biliyorum. Bunları düzeltebilirim, kendimi seviyorum.

Kişisel alanının bilincinde olması: Kendime zaman ayırmalıyım, hoşlandığım bir ilgi alanım olmalı. Kendi arkadaşlarım olmalı ama yalnız da kalabilmeliyim. İlişki hayatımın merkezinde olmamalı.

Gelecek planları ve hayalleri: Nasıl bir hayat geçirmek istiyorum? Gerçekleştirmek istediğim bir hayalim var mı? Bunun için ne yapıyorum?

 

Kendini tamamlamayan başkasını tamamlayamaz. Doğru ilişkiyi bulmanın yolu önce kendini bulmakla başlar. Sonra buna ister çevreyi eklersiniz ister şansı beklersiniz…

Aşkı tam 12’den vurmak istiyorsanız önce siz kendinizle doğru ilişkiyi kurun. Sonrası zaten çorap söküğü gibi gelecek…

Sevgiyle kalın…

Yorum Ekle