Farkındalık nedir?

Farkındalık nedir ve neden bütün dünya bunu konuşuyor?

Farkında olmak, farkındalık yaratmak sosyal medya ile birlikte son yılların moda terimi.

Farkındalık, yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek, olduğumuz yerde olduğumuz anı olduğu gibi kabul ederek yaşamak ve anlamaktır. Farkındalık, daha onu tanımlarken bir fark yaratarak çıkıyor karşımıza. Bir kelime olarak değil olduğu gibi içinin bütün doluluğuyla bir “kavram” olarak görüyoruz.

Farkındalık insanı insan yapan en yüksek bilinç seviyesidir. Bu bilinçte bir insanın bütün algıları açıktır. Hissiyatı güçlüdür. Anlayış ve kavrama yeteneği yüksektir. Değişip dönüşme gücüne sahiptir. Farkındalık düşünme kabiliyetimizin kontrolünün bizde olup olmamasıyla ilgilidir. Zihnin bağımsızlığıdır.

Budizm ile birlikte yaklaşık 2500 yıl önce doğan Farkındalık bilinci 30 yıldır psikoterapide etkin olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda ise kişisel gelişim ve özü kavrama çalışmaları ile birlikte oldukça popüler hale gelmiştir. Kişisel gelişim alanında iş hayatının yanı sıra spor, eğitim, psikoloji ve tıp alanlarında da yaygın şekilde yararlanılan Mindfulness akımı, Harvard, UCLA ve Oxford gibi üniversitelerin dersleri arasına girmiştir.

Buda “farkındalığın ateşinden” bahseder; o bir ateştir. Farkında olmaya başladıkça, içinizde yeni bir enerji hissetmeye başlarsınız, yeni bir hayat. Ve bu yeni hayat, yeni güç, yeni enerji nedeniyle sizi baskılayan pek çok şey çözülüp gider.

Sadece doğu felsefesinde değil, Mevlana felsefesinde de farkındalığın yeri büyüktür. “Yanlış ve doğru davranmayla ilgili fikirlerin ötesinde bir yer var. Seninle orada buluşacağım,” der Mevlana Celaleddin Rumi.

Farkındalıkta doğru ya da yanlış, olumlu ve olumsuz duyguların her ikisi de kabul edilir. Yok sayma, reddetme, bastırmaya çalışma yoktur. Olumlu ve olumsuz bütün anlık yaşantılar olduğu gibi kabul edilir ve serbest bırakılır.

Peki, biz farkında olduğumuzu mu iddia ediyoruz yoksa gerçekten farkında mıyız?

Geçmişte ya da gelecekte yaşamak, bulunduğumuz anı ıskalamak hepimizin yaptığı bir hata. Güzel bir manzaraya bakarken mutlu oluruz ama o an  yapmamız gereken işleri düşünürsek o mutluluk kaybolur. Çalışırken tatili düşünüyoruz, tatildeyken işi düşünüyoruz. Çocuklarımız yanımızdayken yalnız yapmak istediklerimizi düşünüyor, yalnızken çocuklarımızı. Bulunduğumuz anın tadını çıkaramıyoruz.

Farkındalık dendiğinde, anı yaşamak kavramının içi boşaltılmış halini bu çabamızdan uzak tutmak gerekir. Anı yaşamak bugün artık, yaşanan o ânın güzelliklerinden, keyfinden veya heyecanından başka hiçbir şey düşünmeden, bulunduğumuz ânı bireyselliğimize odaklanarak yaşamak olarak algılanmaktadır. Oysa farkındalık, bireyselliği değil, deneyimlerimizin eğittiği bakış açımızla bugünün bütününü bir tablo olarak görebilmek, anı hakkını vererek kavrayabilmekle ilgilidir.

Modern yaşam hepimizi sonsuz bir koşuşturmanın içine çekiyor. Sürekli bir çaba gösterme halindeyiz. Peki bunun karşılığında aldıklarımızla tatmin oluyor muyuz? Aksine stres ve zihinsel yorgunluk bizi tüketiyor ve bu hayatımızın her alanında problemler yaratmaya başlıyor. Stres kaynaklı bu problemlerin günümüz hastalıklarının sebeplerini oluşturduğu artık bugün bilinen bir gerçek. Yoğun eğitim ve çalışma hayatı nedeni ile durup nefes almaya kendimizi ve etrafı dinlemeye vaktimiz yok.

 

Peki, nasıl gerçekten farkında olabiliriz?

Son zamanlarda sık sık duyduğumuz “farkındalık yaratmak” terimi insanların bir konuya dikkatini çekmek için kullanılmaktadır. Farkında olmak karşınızdakini olduğu gibi anlamak yargılamadan kabul etmektir. O kişi ya da olaya karşı tüm iletişim kanallarını açık tutmaktır. Otizm için farkındalık- kanser için farkındalık- çevre için farkındalık gibi ilgi çekilmek anlaşılmak istenen alanlar için kullanılır. Amaç insanların o konuya odaklanmasını, ön yargısız neyin ne olduğunun fark etmesini ve bilinçlenmesini sağlamaktır. Peki, facebooktaki beğen ya da paylaş butonları farkında olmak için yeterli mi? Nasıl gerçekten farkında olabiliriz?

Bilgi farkındalığa giden yoldur. Ama farkındalığın garantisi değildir. Bilgi bize anahtarlar verir. Farkındalık, bilginin anahtarı ile doğru kapıyı açmak ve manzaranın bütünü görebilmek, algılayabilmektir. Farkındalığın özümsenmesine, yaşamın her anına yansıtılmasına ise “bilgelik” denir.

Kendini tanı sözü bir motto, bir slogan değil. Hoş sözler söylemek için söylenmiş olan bir şey hiç değil. Farkındalık da, trend olduğu için kullanılan bir sözcük değil, bu akımlar bizi aramaya itmek için varlar.

Devamı: “Farkındalık ne sağlar? Farkındalığımızı nasıl arttırırız?” okumak için tıklayın

Yorum Ekle